Kalbim bir serçenin konduğu
Dal kadar ince ve kırılgan
Gözlerim nasır tutmuş olsa da
Yaklaş korkma aşkımdan
Elimdeki sigaranın kokusu yalnızlığımdır
Gördüklerimse elimde kalemde
Yalnızlığın şarkısını okuyacağım sana
Sayfalar dolusu acılar yazsa da
Bu okuduğum en güzel şarkıdır
İçinde aşkımın maviliği saklıdır.
Sokaktayım,kimsesiz bir sokak ortasında
Yürüyorum,arkama bakmadan yürüyorum
Yolumun karanlığa karışan noktasında
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar
Bu gece yarısında iki kişi uyanık
Biri benim,biri de uzayan kaldırımlar
İçimde damla damla bir korku birikiyor
Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler
Simsiyah camlarını üzerime dikiyor
Gözleri çıkarılmış bir ama gibi evler
Kaldırımlar,istirap çekenlerin annesi
Kaldırımlar,icimde yasamis bir insandir
Kaldırımlar,duyulur ses kesilince sesi
Kaldırımlar,içimde uzayan bir lisandır
Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum
Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum
Ben gideyim yol gitsin,ben gideyim yol gitsin
İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler
Tak,tak,ayak sesimi aç köpekler işitsin
Yolumda bir tak olsun zülmetten taş kemerler
Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim
Gündüzler size kalsın,verin karanlıkları
Islak bir yorgan gibi iyice büruneyim
Örtün,üstüme örtün serin karanlıkları.
Sen küçük kız
Kırlangıçlar uçuşur eteklerinde
Bir dokunsan ah ÅŸu kalbim dayanmaz
Güldüğün zaman
Sen küçük kız
Ellerin de titriyor ürpermiş için
Çok değiştin upuzundu saçların
Sonradan kestin
Görünmez dağların ardına gittin
Haberin gelmedi üç koca zaman
Gözlerin doluyor durup dururken
Söyle ne oldu sana
Aysel beni gör beni gör beni gör beni
Tarardım rüzgarda saçlarımı
Aysel beni duy beni duy beni duy beni
Yeter artık bitsin bu sancı.
Yağmur yağıyor sevdiğim yağmur
Kimbilir sen şimdi üşüyorsundur
Yağmur yağıyor sevdiğim yağmur
Kimbilir sen şimdi üşüyorsundur
Islak bir İstanbul sabahında sokaklar
Kuru bir yaprak kokusunda rüzgar
Islak bir İstanbul sabahında sokaklar
Kuru bir yaprak kokusunda rüzgar
Yüzünün rengi griydi sensiz
İstanbul şehri beyaz değildi
Bulutlar martı kanatlarıyla
Düşlerim beyaz beyaz değildi
Başımıza kuşlar çiçekler yağdı
Tutkunu olduk bir sevdanın
Başımıza kuşlar çiçekler yağdı
Tutkunu olduk bir sevdanın
Ne acılar yaşadık
Ne günler geçirdik
Yüreğimde paslı
Bir bıçak saplı
Yüzünün rengi griydi sensiz
İstanbul şehri beyaz değildi
Bulutlar martı kanatlarıyla
Düşlerim beyaz beyaz değildi.
Gün çekildi artık yarim
Hiç gören yok
Ses kesildi artık yarim
Hiç duyan yok
Bir sonbahar günüydü
Bırakıp gittin habersiz
En günahsız gecemde
Seni hep sevdim yeminsiz
Bilirim sonu yok bu aşkın
Sensiz geçen günlerin
Eriyip güze döndü ömrüm
Üst üste kaçarım kaç ölüm
Ne zaman bir ben düşünsem
Böyle sere serpeyim
Ne zaman bir sen düşünsem
Ne zaman bir yar düşünsem
Yüreğim sızlar her akşam
Gel.
Denizden yelden mi
Böyle esti bu sevda
Yağmurdan mı selden mi
Gözyaşlarım durmaz ah
Ateşten mi külden mi
Yanıyor kalbim hala
Sazımdan mı sözden mi
Dile düştü bu sevda
Bir görüşte aşk olmaz olsun
Zor günümde yanımda yoktun
İstemem artık gelme, gelme Şimdi
Yalnızlığa attım kendimi
Çok hainsin yarim
Senin gibi hain yok
Dertli biraz zalimsin
Ama yok yok hainsin
Çok hainsin yarim
Senin gibi hain yok
Dertli biraz zalimsin
Ama yok yok hainsin.
Gün döner savrulur umudum
Es deli rüzgar başımda
Yaşamaktan yoruldum geçmişin yanlışını
Susadım her mevsim bozkırlar ortasında
Adımların ürkek sarar geceyi
Karanlıkta bulutlar paramparça
Kapıları çalsam birer birer
Yalnızlığım uğuldar hep ardımda
Ne zaman düşünsem senden sonra adını
Cam kırığı kanatır gözlerimin akını.